Son zamanlarda kafayı biraz spora ve sağlıklı beslenmeye taktım. Aslında 20’li yaşlarımda yapmam gereken şeyleri yapmadığım için şu an az miktarda pişmanlık duyuyorum. Elbette bu dünyanın sonu mu? Değil! Zararın neresinden dönsen kârdır. 😊
20’li yaşlarımdayken kendimi o kadar enerjik, yenilmez ve durdurulamaz hissediyordum ki bu hep böyle devam edecekmiş gibi geliyordu. Her istediğimi yemek, midemi çöplüğe çevirmek, ısınmadan hareket etmek ve asla acı duymamak. (Süper kahramanmışım ben ya! 😄)
Her ne olduysa 30 olmadan bir ay önce oldu. Sanki vücuduma yeni güncellemeler geldi; bel ağrısı, boyun ağrısı, bacaklarımdan gelen kıtır kıtır sesler ve sürekli yorgun hissetmek.
Buna ek olarak, hep “kaç yaşındasın?” sorusuna 20’li sayılar söylerken artık 30 ve küsurlarını söyleyecek olmak ruhuma biraz ağır geldi. O kadar ağır ve ürkütücü hissettim ki 30 olmadan önceki ayın bir günü kanepede hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. Belki de bu benim 20’lerimi uğurlama törenimdi. O gün sanki içimden birini uğurladım ve şimdi geri dönüp bakınca bambaşka biri oldum gibi hissediyorum.
Yeni bir yaş, yeni bir ben, daha sakin bir ben. Hayata bakış açım bile değişti sanki. Artık kuşları daha çok seviyorum, kuşların arkasından koşuyorum; en sevdiğim kuşu görmüşsem durup sadece onu izliyor ve büyüleniyorum, güzelliğine şükrediyorum. Artık hayatla savaşmıyorum, kimseyle alıp veremediğim yok. Herkes yerli yerinde, sağ ve sağlıklı olsun istiyorum.
Hayat gerçekten çok ilginç ilerliyor, ya da bana öyle geliyor. Bilmiyorum ama her ne yaşadımsa, yaşıyorsam ya da yaşayacaksam — bunların burada kalmasını istiyorum. Instagram’a bile fotoğraf atmayan ben, nedense bu hissettiklerimi artık kaydetmek istiyorum.
Burası benim yeni yerim. Hoş geldin, ben. 🌿

Bir Cevap Yazın